Bireysel Terapi
Bazı yükler, tek başına taşındıkça ağırlaşır. Bireysel terapi, aklınızdan geçenleri yargılanma kaygısı olmadan dile getirebileceğiniz güvenli bir alandır. Bu alanda kendi hikayenize birlikte bakarız; neyin sizi zorladığını anlamaya ve değiştirmek istediğiniz yerlere adım adım yaklaşmaya çalışırız.
NASIL ÇALIŞIR?
Bireysel terapi, bir klinik psikologla birebir yürütülen, düzenli ve gizlilik çerçevesinde ilerleyen bir görüşme sürecidir. Seanslar genellikle haftada bir yapılır ve yaklaşık 50 dakika sürer. Bu görüşmelerde konuşulanlar seans odasında kalır. Amaç, sizi zorlayan duyguları, düşünceleri ve tekrar eden yaşantıları birlikte anlamak; sonra da bunlarla baş etmenin size uyan yollarını bulmaktır.
Çalışma biçimim bütünleşiktir: Bilişsel Davranışçı Terapi ile bugünkü düşünce ve davranış örüntülerine, Şema Terapi ile erken yaşantılardan gelen ve tekrar eden derin kalıplara, EMDR ile sizi hâlâ etkileyen zorlayıcı anılara, Çözüm Odaklı Terapi ile de güçlü yanlarınıza ve somut hedeflere odaklanırız. Hangi yöntemin ne zaman devreye gireceğine ihtiyacınıza göre birlikte karar veririz; terapi size uyarlanır, siz terapiye değil.
SÜREÇ
- 01
İlk görüşme: Tanışma ve ihtiyacı anlama
İlk seansta sizi tanımaya çalışırım: Sizi buraya getiren şey nedir, ne zamandır sürüyor, hayatınızın hangi alanlarını etkiliyor? Her şeyi ilk günden anlatmak zorunda değilsiniz; kendi hızınızda ilerleriz. Görüşmenin sonunda nasıl bir yol izleyebileceğimizi birlikte konuşuruz.
- 02
Birlikte çalışma: Düzenli seanslar
Belirlediğimiz hedefler doğrultusunda düzenli seanslarla ilerleriz. İhtiyaca göre BDT, Şema Terapi, EMDR veya Çözüm Odaklı Terapi'den yararlanırız. Seans aralarında küçük, yapılabilir adımlar üzerine konuşuruz; değişim odada başlar ama asıl gündelik hayatta yaşanır.
- 03
Sürdürülebilir değişim: Kendi pusulanız
Terapinin amacı size sürekli ihtiyaç duyulan bir destek olmak değil, odadan çıkarken yanınızda götürebileceğiniz beceriler kazandırmaktır. Kendinizi daha iyi tanıdıkça seans aralıkları açılır. Süreci sonlandırmaya da birlikte, aceleye getirmeden karar veririz.
Psikoloğa ne zaman gitmeli, terapiye ihtiyacım olduğunu nasıl anlarım?
Birçok kişi terapiye başlamak için durumun “yeterince kötü” olmasını bekler. Oysa böyle bir eşik yok. Bir konu aklınızı haftalardır meşgul ediyorsa, uykunuza, işinize ya da ilişkilerinize sızmaya başladıysa, bu zaten konuşmaya değer bir işarettir. Kendinize birkaç soru sorabilirsiniz: Bu durum ne zamandır sürüyor? Eskiden işe yarayan baş etme yollarım hâlâ işe yarıyor mu? Çevremdekiler bende bir değişiklik fark ediyor mu? Bu soruların cevabı sizi düşündürüyorsa, bir uzmanla konuşmak iyi gelebilir.
Terapi yalnızca zor dönemler için de değildir. Önemli bir kararın eşiğinde olmak, kendinizi daha iyi tanımak istemek ya da hep aynı noktada takıldığınızı görmek de başlamak için geçerli nedenlerdir. Erken gelmenin bir zararı yoktur; yük büyümeden konuşmak çoğu zaman işi kolaylaştırır. Emin değilseniz ilk görüşmeyi bir keşif olarak düşünebilirsiniz. Kendinize ya da bir başkasına zarar verme düşünceleri yaşıyorsanız ise beklemeden 112'yi aramanız ya da en yakın acil servise başvurmanız önemlidir.
Psikolog ile psikiyatrist arasındaki fark nedir?
Bu iki meslek sıkça karıştırılır. Psikiyatrist, tıp fakültesini bitirip psikiyatri uzmanlığı almış bir hekimdir; tıbbi değerlendirme yapar ve gerektiğinde ilaç yazabilir. Klinik psikolog ise psikoloji eğitiminin ardından klinik psikoloji alanında yüksek lisans yapmıştır. Çalışma alanı konuşma temelli psikoterapi ve psikolojik değerlendirmedir. Ben bir klinik psikolog olarak ilaç yazmam; seanslarda düşünce, duygu ve davranış örüntüleriniz üzerinde birlikte çalışırız. Hangisinden başlayacağınızdan emin değilseniz, ilk görüşmede bunu da birlikte değerlendirebiliriz.
İki meslek birbirinin alternatifi değil, çoğu zaman tamamlayıcısıdır. Bazı dönemlerde terapinin yanında ilaç desteği de gerekebilir; örneğin uykunun, iştahın ya da gündelik işlerin uzun süredir belirgin biçimde aksadığı zamanlarda. Böyle bir ihtiyaç gördüğümde bunu sizinle açıkça konuşur, bir psikiyatri değerlendirmesi öneririm. Onayınızla süreci psikiyatristinizle iş birliği içinde de yürütebiliriz. Böylece hem tıbbi hem psikolojik ihtiyacınız ayrı ayrı gözetilmiş olur. İlaç kullanıp kullanmama kararı ise her zaman hekiminizle sizin aranızdadır.
Terapide neler konuşulur?
Kısa cevap: sizin için önemli olan her şey. Bir seansta o hafta işte yaşadığınız bir gerginliği konuşurken, bir başkasında çocukluğunuzdan aklınızda kalan bir sahneye uzanabiliriz. Bedeninizde hissettikleriniz, sık gördüğünüz bir rüya, annenizle yaptığınız bir telefon konuşması ya da adını koyamadığınız bir huzursuzluk da konuşmaya değerdir. Gündemi çoğunlukla siz belirlersiniz; ben de anlattıklarınız arasındaki bağlantıları birlikte görmemize yardımcı olurum. Konuşmak için düzenli, toparlanmış cümleler kurmanız da gerekmez.
Anlatmaya hazır olmadığınız bir konuyu açmak zorunda değilsiniz. “Bunu henüz konuşmak istemiyorum” demek de terapinin doğal bir parçasıdır. Bazı seanslar akıcı geçer, bazılarında sessizlikler olur; ikisi de sürecin içindedir. Terapinin kendisi de konuşulabilir: Bir seanstan sonra kırıldıysanız ya da bir yöntem size uymuyorsa bunu söylemeniz, birlikte çalışmamızı zayıflatmaz, tersine güçlendirir. Ben de zaman zaman seansta fark ettiğim bir örüntüyü size yansıtır, ne düşündüğünüzü sorarım; böylece konuşma tek yönlü olmaz, birlikte düşündüğümüz bir alana dönüşür.
Terapi kaç seans sürer, süreyi neler etkiler?
Seans sayısı kişiye göre değişir. Süreyi tek başına konunun kendisi değil, birkaç etken birlikte belirler: Seanslara ne kadar düzenli gelebildiğiniz, o dönemde hayatınızda başka hangi yüklerin olduğu, kaç farklı hedef üzerinde çalışmak istediğiniz ve seans aralarında konuştuklarımızı gündelik hayata ne ölçüde taşıyabildiğiniz. Aynı konuyla gelen iki kişinin süreci bu yüzden farklı uzunlukta olabilir; bunu bir başarı ya da başarısızlık ölçüsü olarak görmemek gerekir. Yoğun bir iş döneminde seansları seyrek sürdürmek ile haftalık düzenli görüşmek, aynı konuda bile farklı bir tempo yaratır.
Değişim genellikle düz bir çizgi izlemez. İyi geçen haftaların ardından zorlayıcı bir dönem gelebilir; bu çoğu zaman geri gitmek değil, sürecin doğal dalgalanmasıdır. İlerlemeyi büyük kırılmalardan çok küçük işaretlerden fark edersiniz: Bir tartışmanın ardından daha çabuk toparlanmak, eskiden ertelediğiniz bir telefonu açabilmek, kendinizle biraz daha yumuşak bir dille konuşmak gibi. Bu işaretleri birlikte takip etmek, ne zaman yavaşlayabileceğimizi görmemize de yardımcı olur.
Merak edilenler
Hazırlayan: Uzm. Kl. Psk. Sema Akkoyun, Uzman Klinik PsikologSon gözden geçirme:

İlk adımı birlikte atalım
Görüşme planlamak için DoktorTakvimi profilinden uygun zamanı seçebilirsiniz.
Randevu Al