Yeme Bozuklukları ve Beden Algısı
Yemek kimimiz için keyif, kimimiz içinse günün her saatine yayılan sessiz bir mücadele. Aynada gördüğünüzle barışamıyor, yemekle ilişkinizin hayatınızı yönettiğini hissediyor olabilirsiniz. Bu döngü bir irade zayıflığı değil; üzerinde çalışılabilecek bir konu.
- Gün boyunca aklınız sürekli yemekte: ne yediğiniz, ne yiyeceğiniz, ne yememeniz gerektiği.
- Bir şey yedikten sonra yoğun pişmanlık ve suçluluk hissediyorsunuz.
- Kendinizi durduramadığınız, sonrasında büyük utanç duyduğunuz yeme anları yaşıyorsunuz.
- Aynaya bakmak ya da fotoğraflarda kendinizi görmek bütün gününüzü etkileyebiliyor.
- Kalabalıkta yemek yemekten kaçınıyor, davetlere bu yüzden gitmek istemiyorsunuz.
- Tartıdaki sayı, o günkü ruh halinizi belirliyor.
- Katı yeme kuralları koyuyor, kural bozulunca "her şey mahvoldu" hissiyle daha çok yiyorsunuz.
- Bedeninizin belirli bir bölgesine dair düşünceler zihninizde saatlerce dönüp duruyor.
- Kıyafet seçmek, "nasıl görünüyorum" kaygısıyla uzun ve yıpratıcı bir sürece dönüşüyor.
- Diyetler, yasaklar ve kaçamaklar arasında yıllardır süren bir döngüde olduğunuzu fark ediyorsunuz.
Yemekle kurulan zorlu ilişki, günün neredeyse her anına sızar. Kahvaltıda başlayan "yesem mi, yemesem mi" pazarlığı akşam yatana kadar sürebilir. Sosyal hayat daralır; çünkü çoğu buluşma bir masa etrafında olur ve o masa sizin için keyif değil, sınav demektir. Aynadan kaçmak, fotoğraflardan silinmek, kıyafetlerle savaşmak zamanla kendinizi değersiz hissetmenize eşlik eder. Zihin sürekli yiyecek ve beden düşünceleriyle bölündüğü için işe ya da derslere ayrılan enerji de yorulur.
Terapide amaç size bir diyet listesi vermek değil; yeme davranışının hayatınızda hangi ihtiyaca cevap verdiğini birlikte anlamaktır. Kimi zaman yemek sıkıntıyı susturmanın, kısıtlamak ise kontrol hissini korumanın tek yolu haline gelmiştir. Seanslarda bu döngü yargılanmadan incelenir; gerektiğinde hekim ya da diyetisyenle iş birliği içinde ilerlenir. Uzm. Kl. Psk. Sema Akkoyun, ergen ve yetişkinlerle yürüttüğü çalışmalarda yemekle ve bedenle daha barışık bir ilişki kurulmasını hedefler.
Bilişsel Davranışçı Terapi bu alanda en sık başvurulan yaklaşımlardandır: "ya hep ya hiç" tarzı yeme kuralları ile beden ve değerlilik üzerine katı düşünceler adım adım ele alınır; kısıtlama ile aşırı yeme arasındaki döngünün nasıl gevşetilebileceği birlikte planlanır. Şema Terapi, "ancak zayıfsam değerliyim" gibi erken yaşta öğrenilmiş inançların köküne iner. Geçmişte bedeninizle ilgili alay edilme ya da kırıcı yorumlar gibi izi süren anılar varsa, EMDR bu anıların bugünkü etkisini azaltmak için kullanılabilir. Değişim bir gecede olmaz; ama küçük ve tutarlı adımların zamanla yemekle ilişkinizi dönüştürmesi mümkündür.
Sık sorulanlar

Bu konuda konuşmak isterseniz
Uygun gördüğünüz bir zamanda tanışabiliriz — yüz yüze ya da online.
Randevu Al